Follow by Email

Saturday, June 18, 2005

BUYUKANIT PASA, ESARP-TURBAN ARASINDA UYGUN CIZGI VE SIYASET VE TARIHE MINDERSEL YAKLASIM

BUYUKANIT PASA, ESARP-TURBAN ARASINDA UYGUN CIZGI VE SIYASET VE TARIHE MINDERSEL YAKLASIM



LEVENT BASTURK







Kara Kuvvletleri Komutani Yasar Buyukanit'in iki gun once esarp konusunda soyledigi sozler* medyada epey yer yapti. Dun bazi kose yazarlarinin bu konusma uzerinde bazi yorumlar yaptigi gozden kacmadi.. Fakat herkesin konuya "egemenlere gore neyin caiz neyin caiz olmadigi noktasindan bakmasi, Buyukanit'in sozleri uzerinde acil durulmasi gereken yonlerin gozden kacmasina sebep oldu. Pesinden de bir haber portalinda okudugum** (guresci sandigi) Ermenilere yaptigi minderden kacmama daveti, Buyukanit'in meselelere yaklasmada ne kadar genis ufuklu! oldugu konusunda beni endiselere sevketti dogrusu. Asagida musaadenizle, sizlerle Buyukanit pasanin sozlerine dair yapmis oldugum bir metin analizini paylasacagim.



***



Uc bes cumlelik konusmada uc kere "sey" demis pasamiz.. Bizim ortaokul Turkce ogretmenimizi hatirladim bu satirlari okuyunca. Ne zaman biri ustuste "sey" dese, hemen "sey ne?" diye mudahele eder, "sey sey diyerek Turkce konusulmaz; o seyin adi olur" derdi.



Birakin ustuste tekrarlanan "sey" kelimesini, daha vahim olan durum cumlelerin anlamlari dusunulunce, sozlerin nereye gittiginin belli olmamasi. Simdi bakalim:



"yoksa eþarba hiç kimse bir þey demez."



Ogreniyoruz ki, esarp ile basortusu farkli. Ve pasamizin gicigi esarpa degil. Ote yandan ise, bugunku bazi kose yazisi yorumlarindan anladigimiz, aslinda bu olay bir replika. Gecen sene de, aralarinda Ataturk Universitesi'nin de yer aldigi, cesitli universitelerde vuku bulmus. Ancak bu sene bu olay, belki de baska bir basortusu tartismasi uzerine oturdugu icin, cok tepki cekmis durumda ve devletin sahipleri ile onlarin papagani simdi vaziyet kurtarmaya calisiyor. Ama butun bunlardan daha onemlisi su sorulara aranacak cevaplar: Esarp ve turbanin ne oldugunu tanimlama hakkina kim sahip ve devletin ve onun sahiplerinin yapacak baska isi kalmadi da artik bunun tanimlanmasina mi soyundular? Bu devletin isi mi?



Simdi su ifadeye bakalim:

"Biraz fazla abartýldý. Olmasa daha iyi."



Abartilan nedir? Kapidaki adamin kendine verilen emri abartili bie sekilde uygulamasi mi; yoksa bu yapilana karsi olan tepkiler mi? Eger ikincisi ise, aslinda Buyukanit haksiz uygulamaya, cok kuvvetli olmasa da, bir destek veriyor. Ote yandan, hesaba katmadigi baska bir husus var: Esit vatandas muamelesi gormeyen bu annenin oglunu, statukoyu guclendirmek icin devam eden ve fakat gercekler ortuldugu icin baska turlu lanse ettirilen bir kirli savasta kaybederken olanlara "vatan borcu" kilifi gecirilmesi ve o annenin kendini bununla teselli etmesinin istenmesi. Bu vatan nasil vatan ki kendi icin olen evlat yetistiren anneyi basindaki esarp yuzunden, baska bir baglamda, hor gormekte? Pesinden ekliyor: "Olmasa daha iyi." Yani, olmus bir kere, artik uzatmayin demek istiyor. Biraz daha ileri goturursek, herhalde "kapayin artik cenenizi" anlamina gelecek. Sonra tutmus, rektoru, sanki bu islerden sorumlu degilmis gibi, aklamaya calisiyor. Oysa rektorun basina yaptigi aciklama ortada. Anlasilan Buyukanit gazete filan okumuyor.



Bakin benim hosuma en cok giden cumle su:

"Böyle toplumun tansiyonunu yükseltecek þeylerden kaçýnmak lazým."



Nereye cekersen cek. Kim tansiyonu yukselten? Esarpli anne ile nineye yol vermeyenler mi yoksa bu olaylari haber yapanlar ve koselerine tasiyip "artik bu is kabak tadi verdi" diye tepki gosterenler mi? Yoksa Sezar'a tepki olsun diye Cankaya'ya yuruyenler mi? Yillardir suren bir magduriyetin sorumlulari mi tansiyonu yukselten, yoksa magdurlar mi? Bu "sey"li cumlenin pesinden bir baskasi gelmis:



"Ama tabii bazý þeylerde de kararlý olmak lazým."



Nedir bu kararli olunmasi gereken SEY? Yasaklar mi? Ne demek kararli olmak? Siz bir yandan insanlarin baslarina orttugu bir bez yuzunden egitim haklarini ellerinden aliyor ve insan icine istedikleri gibi cikma haklarina engel olma kararliligini kendinizde goruyorsunuz... Ote yandan bu insanlardan, sizin gibi bes tane cumleyi "sey" sozunu kullanmadan kuramayan birine evlatlarini teslim ederek, "al, cani ve kani sana helal" demelerini bekliyorsunuz... Bu mentalitenin ancak tek bir aciklamasi olabilir: Siz kendinizi bu vatanin sahibi gorup, insanlarin neyi nasil giyeceklerine bile karar verme hakkini kendinizde goruyorsunuz. Ortada esit vatandaslik iliskisi yok. Cunku karsinizdakinin size hayir deme hakki yok; ama sizin ona var. Eger o vatandassa sizin onun ustunde olan biri olmaniz, vatanin sahibi olmaniz lazim. Eger ortak vatandaslarsaniz, o kiyafetine karistiginiz insanin da, size "sen benim basortumle ugrastikca, benim evladimi benden isteme hakkin olamaz" diyebilmesi lazim. Diyemedigine gore, yasalar onunde esit iki vatandas iliskisi degil sozkonusu olan. Kisla kulturu ile yogrulmus bir toplumda sizin hegemonyanizin sizin gorev alanlariniz disinda bile devam etmesinden baska bir durum yok ortada.



Asagidaki cumle ise guzel bir "zeytinyagi" ornegi.

"Ama o çizgiyi, tabii yöneticilerin uygun yerden çizmesi lazým."



Etme pasam; artik bu kadar laftan sonra, bu memleketin gozler onunde acik secik serili tarihinden sonra bizi cocuk yerine koyma. Kimmis "o cizgiyi uygun yerden cizecek"ler? Memlekette bu sifata haiz olan kimler acaba? Sonra nedir "o cizgi"? Ve de "ygun yer"?



Seyler, cizgiler ve uygun yerlerin pesinden, Lubnan'da Basbakani protesto eden Ermeniler'e yonelik soylenen laflar da baska bir derinlik sergiliyor dogrusu.



"Guresciysen mindere cik."


Bakin, siyasetcileri begenmedikleri icin siyaseti yonlendirmeye cikmis bir kurumun en tepesinde yer alan kisilerden birinin siyasete yaklasimi ve bakisini sergileyen metafora. Arkercil ve pazu gucune dayali anlayis politik bir meseleye ancak bu kadar yansir. Tamam, anladik, pasamizin referansi, pek begenmedigi Basbakanimizin, iki tarafin tarihcilerinin biraraya gelmesi konusundaki davetinedir. Davet her ne kadar ilmi bir caba sonucu gerceklerin ortaya konmasi uzerine ise de, meselenin ozunde politik olmasi gercegini degistirmiyor. Politikanin ne oldugunu, onu siyasetcilere ve topluma birakmayacak kadar onemseyen bir kurumun en tepesindeki insanlardan birinin bilmesi gerekmez mi? Politika bilen biri boyle mi yaklasir bir meseleye?



Hadi bir an icin siyaset uzerine degil de, meselenin bilimsel olarak aydinlanmasi uzerine vurgu yaptigini kabul edelim. Bilimsel ugrasi icin uygun terimler sizce "gures" ve "minder" mi?



Artik toplum olarak hak ve hukuk uzerine dusunmemizin, onlari talep etmemizin ve iki lafi biraraya bile getiremeyen insanlarin bizlere, sirf tasidiklari unvanlardan yola cikarak, dogrunun ne oldugunu dikte etmelerine dur dememizin zamani gelmedi mi? Daha ne kadar celladimiza gulumserken birbirimizi kirip tuketecegiz?





* http://www.sabah.com.tr/2005/06/17/siy101.html
(...)
ABARTILI OLMUÞ
"Ama aldýðým bilgi þu: Kapýdaki bir görevlinin þeyi, yoksa eþarba hiç kimse bir þey demez. Bir iletiþim kopukluðu. Biraz fazla abartýldý. Olmasa daha iyi. Sayýn Rektörümüz, üniversitenin kapýsýnda kýyafet kontrolü mü yapýyor. Ýçerde törenle ilgili þeyleri yapýyordur. Böyle toplumun tansiyonunu yükseltecek þeylerden kaçýnmak lazým. Ama tabii bazý þeylerde de kararlý olmak lazým. Ama o çizgiyi, tabii yöneticilerin uygun yerden çizmesi lazým.'' Org. Büyükanýt, Erdoðan'ýn türban konusunda "Gerekirse referanduma gideriz" açýklamasýnýn hatýrlatýlmasý üzerine ise, "Asker olarak benim bu konuda yorum yapmam doðru olmaz" dedi.



** http://www.haberx.com/n/195761/buyukanittan-ermenilere-guresciysen-mindere-cik.htm

Büyükanýt'tan Ermeniler'e: 'Güreþçiysen, mindere çýk'

Orgeneral Yaþar Büyükanýt, Lübnan'daki Ermeni olaylarýyla ilgili, "Neden kaçar insan? Bakýn, Türkiye (haydi) diyor, (çýk meydana) diyor. Bir pehlivan düþünün. Birisi meydana çýkýyor. Birisi ise meydana çýkmaktan korkuyor ve güreþçiyim diyor. Güreþçiysen, mindere çýk. Kendine güvenmediði için, haklý olmadýðý için." dedi.